İnsanlığın Kaybettiği Yer, Hiroşima
Perşembe, 18 Kasım 2010 19:40
DSC_054613 yaşındaki Miyoko, Birinci Belediye Kız Lisesinde birinci sınıf öğrencisiydi. Atom bombasına bina yıkım çalışma sahasında maruz kaldı. Vücudu hiçbir zaman bulunamadı fakat annesi iki ay sonra bu ahşap sandaleti buldu. Annesi sandaleti kendi kimonosunun malzemesinden yaptığı bantlardan tanıdı. Miyoko'nun sol ayak izi sandalda duruyor...

Sadako Sasaki bombaya 2 yaşında maruz kaldı. 10 yıl sonra radyasyona bağlı lösemi sebebiyle Kızıl Haç Hastanesine kaldırıldı. Ağrılarına rağmen iyileşme dileğinin yerine gelmesi için kağıttan 1000 tane turna kuşu katlamaya çalıştı. Henüz bu sayıya ulaşamadan hayata gözlerini yumdu...


DSC_0421Böyle yazıyordu Miyoko ve Sadako için Barış Anıt Parkındaki Barış Anıt Müzesinde. Miyoko ve Sadako, Hiroşimaya atılan dünyanın ilk atom bombasına maruz kalan binlerce insandan yalnızca iki tanesi. Ne olduğunu bile anlayamadan ölen binlerce insandan. Bomba, maksimum etkiyi göstermesi için şehirden 600 metre yükseklikte patlatılmış ve 2 km çapındaki bir alanda hayat izlerini 1 sn içinde tamamen silip yaklaşık 200 bin insanın ölmesine sebep olmuş. Bu insanların %50 patlama anında, %35 i 3000 C dereceye çıkan sıcaklıktan, %5 i patlama anındaki radyasyondan ve %10 u da patlama sonrasında yayılan radyasyona maruz kalıp çeşitli hastalıklardan öldüler. Radyasyon sebebiyle vücudunda çeşitli problemler ortaya çıkan insanlar toplumdan uzak kaldılar, iş bulmakta zorlandılar, insanlar onlara farklı gözle baktılar. Bu yeni oluşan sosyal gruba Japonca'da "patlamadan etkilenen" anlamına gelen "hibakuşa" deniliyor. Bugün Hiroşimada hala 71 bin hibakuşa bulunuyor. Binlercesi ise Japonya'nın diğer bölgelerinde yaşamlarını sürdürüyorlar.

DSC_0519İkinci dünya savaşının uzamasıyla Japonya'nın savaşacak gücü kalmamıştı. Savaşı bir an önce sona erdirmek isteyen ABD bunun için kendine üç yol belirledi. Japonya'yı işgal etmek, Sovyetler Birliğini Japonya'ya karşı kendi safına katmak ya da yeni geliştirdiği bir bombayı Japonya üzerinde kullanmak. Üçüncüsü Sovyetler Birliğine göz dağı vermek açısından ABD'ye daha cazip geliyordu üstelik bomba yeni geliştirildiği için ilk kez gerçek bir savaşta denenmiş olacak ve bilimadamlarını heyecanlandıran sonuçlarını da gözlemleme fırsatı doğacaktı. Ve öyle oldu. 6 Ağustos 1945'te saat 08:15 te Hiroşima'ya "Little Boy" adlı dünyanın ilk atom bombasını bıraktı ABD. Bombanın etkilerini düzgün bir şekilde gözlemleyebilmek için seçilmişti Hiroşima çünkü bombanın bırakılacağı şehirin en az 3 mil çapa sahip düz bir kent bölgesine sahip olması gerekiyordu. Bu şekildeki bir kaç şansız şehirden biriydi Hiroşima, üstelik şehirde müttefik esirler de yoktu. Etkisi bugün bile devam eden bombanın sonuçlarına bombayı geliştiren bilim adamları bile şaşırdılar.

DSC_0490Şehirde o günden kısmen ayakta kalan tek yapı A-bomb kubbesi. Şehre ait diğer bütün izleri silmiş süpürmüş bomba, içindeki insanlarla beraber. Hiroşima adı atom bombasıyla anıldı bugüne dek ama Hiroşimalılar artık bunu istemiyorlar. Barış adıyla anılmasını istiyorlar şehirlerinin. Bu yüzden barış kelimesi şehrin herbir köşesinde geçiyor, parklarda, müzelerde ve heykellerde. Nükleer silahlanmaya karşı savaş açmış bir şehir. Barış müzesindeki videolar ve görsellerle insanlara sesleniyorlar. Hangi ülkelerin hangi nükleer silah faatliyetlerinde bulunmakta olduğunu, bu faaliyetlerin durmadığı sürece dünyada barışın sağlanamayacağını haykırıyorlar. Atom bombasının ne kadar insanlık dışı bir silah olduğunu göstermeye çalışıyorlar çatıdaki kiremitleri nasıl erittiğini göstererek, hatta hissetmeniz için dokunmanıza bile izin veriyorlar. Ülkenin dört bir yanından öğrenciler akın ediyor şehre. Barış parkındaki çocuk anıtında, bomba sonucu ölen yaşıtlarını anıyorlar, şarkı söylüyorlar hepbir ağızdan. Origamiyle yaptıkları binlerce turna kuşlarını bırakıyorlar Sadako'nun anısına. Müzedeki deftere barış mesajları yazıyorlar. Hiçbirine kin duygusu aşılayacak mesajlar verilmiyor sembolik ücretli girilen bu müzede. Sadece barış kelimesini aşılamak amaçları. Japonya'nın geçmişini bile eleştiren bilgiler yer alıyor. Barış Parkı'nda yürürken öğrenciler durduruyor bizi, bir okul ödevi için. Bizden barış ile ilgili görüşlerimizi istiyorlar. Barışın nasıl sağlanabileceğini fikrini soruyorlar biz yabancılara. Barış Parkındaki bayrağa dünyanın dört bir yanından insanlar barış mesajı bırakıyorlar, biz de Türkiye'den bir mesaj bırakıyoruz; "Yurtta Barış, Dünyada Barış".

DSC_0613Japonya din olarak diğer ülkelerden biraz ayrılıyor, kendilerine özgü şinto adında bir inanışları var. İnsanlar hayattayken bu inanışa göre yaşıyorlar ancak öldükten sonra Budizme geçtiklerine inanıyorlar ve bir Budist gibi uğurlanıyorlar. Şinto ve Budizm tapınakları ise birbirinden farklı. Bunları ayıran en belirgin özellik Şinto tapınaklarında heykel bulunmaması ve tapınak girişinde torii adında büyük bir kapını bulunması. Hiroşima yakınlarında, Japon iç denizindeki Miyajima adası üzerinde bulunan Itsukushima tapınağı Japonya'daki en ilginç şinto tapınaklarından bir tanesi. Giriş kapısının denizin ortasında bulunan bu tapınağın kendisi ise bir kısmı deniz üzerindeki bir platformda diğer kısmı da karada bulunuyor. Deniz tapınağın iç kısımlarına kadar ulaşıyor ancak gün batımıyla beraber deniz suyu seviyesi azalıyor ve deniz tapınaktan uzaklaşıyor. Buraya dua etmek için gelen insanlar genellikle geleneksel kimano kıyafetlerini giyiyorlar. Dua öncesi ise ellerini yıkama ritüelini yapmaları gerekiyor. Daha sonra ellerini iki kez çırpıp eğiliyorlar ve dualarını ediyorlar. Tapınaklarda aynı zamanda evlilik törenleri de yapılıyor. Biz şanslıydık böyle bir törene de rasgeldik. Adada bir de başıboş halde dolaşan geyikler var. Bu geyiklerin Tanrı'nın habercisi olduğuna inanılıyor. Tanrı'nın habercisi bu geyikler insanlara çok alışmış, sürekli gelip yiyecek istiyorlar. Hatta elinizde gördüğü kağıtları bile bir hamleyle yakalayıp afiyetle yiyebiliyorlar. Pasaportumu bir geyiğin öğle yemeği olmasını istemediğim için cebimden hiç çıkarmadım. Bu arada adaya geldiğimiz sırada Bulgar bir kızın üzerimizdeki İstanbul yazılı tişörtü görüp bize "komşiii, komşiii" şeklinde seslenmesi de bizim için adanın ilginçliklerinden biri oldu. Aklıma bir anda Şener Şen'in Banker Bilo filmindeki Bulgar sınırı geçişi sahnesi geldi.

DSC_0652Hostel odamızdaki keşişi yatağında meditasyon yaparken bırakıp Osaka yolunu tutuyoruz. Fukuoka şehrinden Hiroşima'ya geldiğimiz gibi yine Şinkansen olarak adlandırılan kurşun trene yani hızlı trene bineceğiz. Önü adeta bir uçağı andıran bu trenler ortalama saatte 200km/h hızla gidiyorlar ve ülkedeki en yaygın şehirler arası ulaşım aracı.

Japonya'da barış şehrine gelip de Barış Manço'dan bahsetmemek olmaz. Onun yaptığı programlarla büyüdük biz, onunla beraber gezdik başka ülkeleri tek kanallı televizyon zamanlarında. Belkide tanıdığımız ilk gezgindi Barış Manço, gezip gördüğü ve Türkiye halkına tanıttığı 100 den fazla ülke var. Bir de Japonya halkının onu sevmesi, zamanında burada verdiği konserler... Şarkıları zaten dilimizde hep ama biz onu bir de Barış Manço bıyığı bırakarak anmak istedik Japonya'da ve bir kaç gün Barış Manço gibi dolaştık. Ruhu şad olsun.
ismail