Kuzeye doğru, Vilnius
DSC_0587Estonya sınırını az önce geçtik, şu anda Tallinn yolundayız. İsmail, Cem Yılmaz'ın gösterilerini seyrediyor, benimse kulağımda Temper Trap'in melodileri var. Yolları seyrediyorum, sık ağaçlarla dolu Baltık ormanları arasındaki dar yolları. Gözüme ara ara İsmail'in kahkahaları takılıyor.

Baltık başkentlerini sırayla geçiyoruz. Hedefimizde St. Petersburg var. Rusya vizemiz geçtiğimiz pazartesi günü başladı. Çok gecikmeden Rusya'ya gitmemiz gerekiyor. 1 aylık vizemiz ve görülecek pek çok yer var. Bu demek oluyor ki önümüzde yaklaşık 25 gün olacak. Bu sürenin de 5 gününü Trans Siberia treninde geçireceğimizi düşünürsek Rusya'ya ne kadar erken girersek o kadar iyi olacak. Bu arada önümüzde bazı engeller de var. Mesela Moskova'da bir kaç haftadır süren ve günlük hayatı son derece olumsuz etkileyen yangın. Bir diğer problem de Trans Siberia için bilet bulamama ihtimalimiz. St. Petersburg'a varır varmaz ilk işimiz bilet almak olacak. Rusya'daki artık olağan hale gelmiş problemlerden hiç bahsetmiyoruz bile. Asıl macera Rusya'da başlayacak...

Aslında Baltıklara gelmek hiç hesapta yoktu, Minsk'den uzun bir tren yolculuğu ile St Petersburg'a geçmeyi düşünüyorduk. Ancak son dakika kararıyla Baltıklar üzerinden Rusya'ya ulaşmaya karar verdik. Kiril alfabesinden latin alfabesine geri dönüş. Minsk metrosunda kiril alfabesi yüzünden kaybolan ve 2 saat içinde Minsk'in tüm metro istasyonlarını ziyaret eden biri için iyi bir haber. Tavsiyeleri dinle Özcan, en azindan Kiril alfabesinin harflerini öğren, Rusya'da çok lazım olacak.

Kendimizi bir akşamüstü Vilnius otobüs garında bulduk, bir Anadolu şehri otobüs garından farksız. Gelir gelmez bazı problemler bizi karşıladı. Gelmeden hemen önce Couch Surfing aracılığıyla haberleştiğimiz evsahibimize bir türlü ulaşamadık. Saatler 22:00'a geliyordu ve kalacak yerimiz henüz yoktu. Yine bir son dakika kararıyla bizi ağırlamak isteyen diğer evsahibimize gitmeye karar verdik, ancak küçük bir problem vardı, evi şehrin diğer ucundaydı.
DSC_0722
Bindiğimiz otobüsten son durakta indik, karanlıklar içinde evsahibimiz bizi karşıladı. Evsahibimiz olan çift yalnızca bizi değil, biri Fransız diğeri Kanadalı iki gezgini daha ağırlıyordu. Gece sohbetle geçti.

Ertesi gün Vilnius sokaklarındaydık. Vilnius, Sovyet Rusya'nın dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden üç Baltık ülkesinden biri olan Litvanya'nın en büyük şehri. Geniş sokakları, parkları ve tarihi yapısıyla göz alıcı. Şehirde kadın oranının fazlalığı da dikkat çekici, belki de benim ilgim o yöndedir, bilemiyorum. Şehirde bol bol fotoğraf çektik, hayır kadınların fotoğraflarını değil, şehrin fotoğraflarını. Benim ilk gelişim değil buralara, bu sokaklarda daha önce de yürümüştüm, İsmail'e rehberlik yapıyorum.

Akşamı evsahibimizde geçirdik, günlerdir yoldayız, hem dinlenmek hem de çamaşır yıkamak için iyi bir fırsat oldu.

Bugüne kadar sadece bir akşam hostelde kaldık, yolda olduğumuz bir iki gece dışında her gece Couchsurfing bize yardımcı oldu. Her şehirde çeşitli evsahiplerimiz oldu ve hepsi bize çok yardımcı oldular. Kimi bize istasyonda karşıladı, kimiyle poker oynadık, kimiyle dışarı çıktık, kimiyse bize kahvaltı hazırlamak için sabah saat 06:00'da uyandı. Farklı kültürlere ait farklı insanlarla aynı hayatı paylaşmak gerçekten güzel.

Diğer gün Riga yollarına düştük. 4,5 saatlik otobüs yolculuğunun ardından Riga'daydık. Riga güncemiz İsmail'in kaleminden...

Bu arada 2. Dünya Savaşı'nın Westerplatte'de başladığını biliyor muydunuz ?

Özcan