Rusya'ya bir adım kala, Tallinn
DSC_1095Rusya sınırını az önce geçtik. Sıkıntılı ve uzun geçeceğini düşündüğümüz Rusya girişi 3 dakika kadar sürdü. Belarus'daki 1,5 saatlik tecrübeden sonra hem şaşırtıcı hem de iyi bir süre. Estonya'da pasaportlarımıza çıkış damgası basıldıktan sonra otobüsümüz hareket etti. Dikenli tellerle çevrili bir yolu ve Estonya-Rusya sınırı olduğu kolayca anlaşılabilen bir nehiri ağır ağır geçtikten sonra Rusya sınırına geldik. Nehrin üzerindeki köprünün girişinde bizi latin harfleri uğurlarken köprünün bitiminde kiril alfabesi bizi karşıladı. Bu arada saatlerimizi de bir saat ileri aldığımızı söyleyelim. Saatlerimiz an itibariyle 03:15'i gösteriyor.

Son 3 günü Tallinn'de geçirdik. Bu üç günün en büyük sürprizini ise geldiğimiz ilk saatlerde yaşadık. Tallinn otobüs garına ayak basıp, şehir merkezine doğru yürümeye başlamıştık. Sırtımızda 17 kg'lık çantalarla yürümek biraz yorucu olabiliyor, nitekim biz de biraz dinlenmek için etrafa bakınırken gözümüze enteresan bir şey çarptı. Vitrininde baklava ve çay resimleriyle bir Güllüoğlu ile karşı karşıyaydık. Son bir aydır Türk yemeklerine ciddi özlem duyan bizim için büyük bir sürpriz. Koştura koştura içeri girmemizle baklavalarımızı yemeye başlamamız arasındaki süre en fazla 10 dakika olmalı. Hele yeni demlenmiş bir çay yudumlamanın keyfi tarif edilemez. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile, çaylarımız arka arkaya tazeleniyordu.

Havanın kararmaya başlaması ile bir koşuşturma başladı içerde. Özenle bir masa hazırlanıyor, arka arkaya yemekler gidiyordu o masaya. Bizim de birden önümüze yemekler geldi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda iftar vaktinin geldiğini farkettik. İşte Türk misafirperverliği böyle bir şeydi. "Siz de yer misiniz ?" sorusu sorulmamıştı bile.

Bir kaç saat için dünya turunu unutmuştuk, Türkiye'deki bir Ramazan akşamından farksızdı içerdeki hayat. Dışarı çıkıp tekrar Estonca kelimeleri ve insanları görünce farkettik Türkiye'den uzaklarda olduğumuzu.DSC_1032

Tallinn'de geçirdiğimiz günler genel olarak sakin ve sessizdi. (Tabi Güllüoğlu'ndan çıktıktan sonra gece 12:00'ye kadar kalacak bir yer bulamadığımızı saymazsak.) Tallinn dingin bir kent. Baltık denizi kıyısına kurulmuş ve tarihi dokusu mümkün olduğunca korunmuş. Rus kültürünün de etkisiyle özellikle eski şehirde çok sayıda katedral görmek mümkün. Bir detay da dille ilgili, Estonca Türkçe ile aynı dil ailesinden geliyor. Bu yüzden Türkçe ile kimi benzerlikler görmek mümkün.

İsmail yorgunluğun da etkisiyle uykuya daldı. Oysa az önce Tallinn - Saint Petersburg otobüsünün neden mola vermediğini sorup burnunu eliyle sıktıktan sonra George Michael'dan Careless Whisper melodisini mırıldanıyordu.

- Servis araçlarımız yukarı Petersburg, aşağı Petersburg, Hermitaj köprüsü, Petergof köprüsü, Leningrad köprüsü...

Yaklaşık 2 saat sonra Saint Petersburg'da olacağız. Dünya turu sanki şimdi başlamış gibi geliyor, bilindik topraklardan çıkıp Asya'ya doğru yol almaya başladık. Bakalım bundan sonra bizi neler bekliyor ?

Özcan