Can-san ve İsmail-san Dumanların Arasında, Kumamoto
Cumartesi, 13 Kasım 2010 11:17
DSC_0308Feribotumuz dalgalı Japon Denizi'ni geçerek Fukuoka'ya yanaştı. Asağı inerek ağır ağır vize işlemlerinin yapıldığı bankoların önüne doğru ilerledik. Koreliler her zamanki gibi aceleyle yerlerini almışlardı. Bizim işimiz her zamanki gibi uzun süreceğinden biz sıranın bitmesini bekledik. Sıra bize geldiğinde ise iki ayrı bankoya doğru ilerledik. Karşımdaki görevli Türk pasaportunu bir süre inceledi, sonra doldurduğum forma baktı. "Kalacağı Adres" bölümü yine boştu, çünkü bilmiyorduk nerede kalacağımızı. Görevliye durumumuzu anlattım, 4 aydır yolda olduğumuzu ve hiç bir şehirde kalacak yeri önceden ayarlamadığımızı. Şaşkın bakışları durumu özetlemeye yetiyordu. O sırada İsmail takıldı gözüme, para sayıyordu !?!? Onunla ilgilenen görevli bayan yanımızda ne kadar para olduğuna ilişkin bilgiyi inandırıcı bulmamıştı anlaşılan, İsmail'den paraları göstermesini sonra da saymasını istemişti...

90 günlük vizemiz birazdan pasaportlarımızdaydı. Ama henüz Japonya'ya girmemiştik, çünkü sırada gümrük kontrolü vardı. Görevli önce önümde asılı duran küçük sırt çantamı aradı, bununla da yetinmedi, büyük sırt çantamı da açmamı istedi. Eğlence yeni başlıyordu. Çantada duran montumun cepleri bile didik didik arandı. Sanırım benzer uygulamayla Belarus'da karşılaşmıştık. Ama Japonya ? Medeniyet ? Teknoloji ? Ne oluyor ya ? Sonunda herhangi zararlı bir madde taşımadığıma ikna olan gümrük görevlileri geçişime izin verdiler. Çantamı tekrar toplayıp kapıya doğru yöneldim. Zor oldu ama Japonya'ya ayak bastım.

DSC_0365Dünya Turu'ndaki en çok ilgimizi çeken duraklardan birisi olan Japonya, Pasifik Okyanusu üzerinde toplamda 6852 ada üzerinde kurulu bir takımada. Halkın % 97'si 4 ana ada üzerinde yaşamını sürdürüyor. Bunlar ülkenin güneyindeki Kyushu, kuzeyindeki Hokkaido, ülkenin kültürel ve ekonomik merkezi Honshu ve iç ada konumundaki Shikoku. Bizim ilk hedefimiz ülkenin güneyindeki Kyushu adası ve adanın hemen hemen merkezindeki Aso Yanardağı. Bu yüzden öncelikle Fukuoka'dan trenle yanardağa en yakın şehir olan Kumamoto şehrine gittik. Hemen belirtelim, Japonya'ya gelmeden önce ülke içinde bize 14 günlük sınırsız tren kullanma hakkı sağlayacak olan Japan Rail Pass edindik. Bu kartla ülke içindeki tüm trenlere ücretsiz olarak binebileceğiz, bu trenlere ülkeyi baştan başa kateden Shinkansen trenleri ya da diğer adıyla kurşun trenler de dahil. Çin trenlerinden sonra Japon trenleri çok farklı, Çin'deki trenlerde yerler ve tuvaletler çöpten geçilmezken buradaki trenlerde temizlik üst düzeyde. Trenlerin kalkış ve varış saatleri dakika dakika belli ve değişmiyor. Trendeki görevliler vagona her girdiklerinde ve vagondan her çıktıklarında mutlaka eğilerek selam veriyorlar.

Bugüne kadar yolda karşılaştığımız herkesin Japonya ile ilgili ilk söylediği şey şuydu, pahalılık. Biz de mümkün olduğunca önlemimizi almaya çalıştık ancak pahalılıkla yüzyüze gelmemek imkansız. Çin'deki rakamlarla Japonya'daki rakamlar arasında yaklaşık 5-6 kat fark var. Bir belediye otobüsüne bile 6-7 lira vermek mümkün. Hal böyle olunca biz de kemeri mümkün olduğunca sıkmaya çalışıyoruz. İlk gözümüze çarpan diğer detaylar ise trafik ve insanlar. Trafik Türkiye ve dünyanın pek çok ülkesinin aksine soldan akıyor, bu araçların direksiyonunun da sağda olması anlamına geliyor. Diğer yandan insanlar birbirlerine son derece saygılı, mutlaka eğilerek selam veriliyor. Herhangi bir diyalogda pek çok kere yüksek sesle "Hei" (Hay şeklinde telaffuz ediliyor) sözünü duymak mümkün. Japoncada evet anlamına gelen bu kelime günlük hayatta çokca karşımıza çıkıyor, çünkü aynı zamanda tamam, anlıyorum gibi anlamlar da taşıyor.

DSC_0336Burada bizi daha önce CouchSurfing aracılığıyla temasa geçtiğimiz Honda ailesi ağırladı. Kumamoto'nun biraz dışında genelde küçük olan Japon evlerinin aksine bahçeli, geniş bir evde yaşayan mutlu bir aile. Anne Yoshie bizi ailenin diğer fertlerine tanıştırırken kullanıdığı ifade bundan sonraki 1 ayda kullanacağımız yeni isimlerimizi de belirliyordu, Can-san ve İsmail-san. Özcan ismini telaffuz etmek pek çok kişi gibi Japonlar için de zordu, Can ise çok daha kolay. Ailenin diğer fertleriyle de benzer şekilde tanıştık, baba Takayuka-san, 4 yaşındaki Takumi ya da kısaca Tak-can ve 1,5 yaşındaki Hana yani Hana-can. San uzantısı Japonlar için saygı belirtisi aslında, bay ya da bayan anlamına geliyor. Can ise samimiyet ve sevgi taşıyan bir ifade, daha çok bebekler ve çocuklar için kullanılıyor.

Eve vardığımız ilk akşam bizi güzel bir Japon yemeği, Takoyaki bekliyordu, bir çeşit Japon hamur köftesi. Köftenin malzemesi ise ahtapot. Bunun yanı sıra sadece bu bögeye özel at eti yemeği. Gecenin geri kalanını ise Tak-can ve Hana-can ile oynayarak geçirdik. Çocukluğumuzu özlüyorduk galiba. Onların uyku vakti geldiğinde biz de yataklarımıza çekildik, geleneksel Japon kilimi tatamiyle kaplı odamızdaki yer yataklarımıza...

DSC_0386Sabah erkenden uyanıp Aso Yanardağı'nın yolunu tuttuk. Kumamoto'dan yine bir trenle Aso istasyonu'na ordan da bir otobüsle yanardağa tırmandık. Toplam 5 tane zirvesi var Aso Yanardağı'nın ve bu zirveler etrafındaki verimli topraklar dikkat çekici, sonbaharın tüm renkleri etrafı sarmış durumda. Bu zirvelerden Nakadake zirvesinde halen duman ve kül püskürten aktif bir volkanik krater var. Bizim de amacımız bu krateri görmek. Otobüsten inip yolun son kısmını yürüyerek aldık. Ağaçlar yerini kayalara ve kömürleşmiş taşlara bıraktı. Karabük Demir Çelik Fabrikası (şimdiki adıyla Kardemir) yanında büyüyen biri olarak bana evi çağrıştırması normal sayılabilir sanırım. Yukarıya tırmandıkça daha da sert esen rüzgar iliklerimize işliyordu adeta. Ama inadımız biraz sonra sonuç verdi, kraterden çıkan yoğun beyaz dumanı sonunda görüyorduk. Kraterin yanına geldiğimizde bizi geniş bir boşluk, bu boşluğun tabanındaki yeşil sıvı ve bu sıvıdan çıkan duman karşıladı. Manzara büyüleyiciydi. Etraftaki tabelalar şu anda kraterde yoğun karbondioksit(CO2) ve sülfürdioksit(SO2) salınımı olduğunu söylüyordu. Yavaş yavaş başlayan baş ağrımız da bunu doğrular nitelikteydi.

Japonya'daki gezimiz biraz seri olarak devam edecek, çünkü ücretsiz ulaşım hakkımız tamamlanmadan Japonya'daki son durağımız olan Tokyo'ya ulaşmak istiyoruz. Bu yüzden Kumamoto'da kalan vaktimizi Japonya'nın en güzel 3 kalesinden biri olarak kabul edilen Kumamoto Kalesi'ne ayırıp, biraz da şehrin sokaklarında gezdikten sonra Kumamoto'ya veda ettik. Rotamızda yakın tarihin en trajik olaylarından birinin yaşandığı Hiroşima var. Can-san ve İsmail-san'ın Japonya'da kuzeye doğru yolculuğu sürüyor...
 
Kumamoto resimlerine Dünya Turu Fotoğrafları linkinden erişebilirsiniz.
Özcan
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 2