Küller ve Karmaşa, Katmandu
Salı, 08 Şubat 2011 10:55
DSC_0237Havadan adeta kül yağıyordu ve duman ciğerlerimizi yakıyordu. Bir tarafta çöpten beslenen başıboş inekler diğer tarafta hiçbir şeye aldırış etmeden oradan oraya koşuşturan yüzlerce maymun. Odun yığınlarını geçip tapınağın bahçesine doğru şaşkınlık içerisinde girerken kulağımıza yakılan ağıtların sesi de gelmeye başlamıştı. Bagmati nehri kıyısında, gat olarak adlandırılan merdivenlerde yüzlerce insan sessizce oturup birbirini takip eden törenleri izlerken yüzleri beyaz boyalı sadular da köşedeki yerlerini almışlardı. Pashupatinath tapınağı, her Nepal'li Hindunun son nefesini verip yakılmak istediği tek yerdi...

Kara sınır geçişleri her zaman ilginç olmuştur. Ancak bugüne kadar Çin - Nepal sınır geçişi kadar keskin bir kültür değişimi yaşamadık. Bu yüzden toplamda 2 aydan fazla vakit geçirdiğimiz Çin'e veda edişimiz çok ani oldu. Sadece bir köprü üzerinden yürüyüp nehrin diğer kıyısındaki Kodari kasabasına geçtik ve bir anda herşey değişti. Artık Nepal'daki hayatın içindeydik. Rengarenk kıyafetler içinde, alınlarında kırmızı nokta ve burunlarında altın hızmalarıyla DSC_0123esmer tenli kadınlar, gözleri sürmeli, yalın ayak koşuşturan çocuklar, sürekli korna çalan süslü kamyonlar, toz ve keşmekeş karşıladı bizi köprü sonrası. Ve bir de içimizi ısıtan sıcak hava tabi ki. Çin alfabesi artık gitmişti ve yerine Sanskrit alfabesi gelmişti. Çin'den çıkışımız sıkı kontroller altında olmasına rağmen Nepal'e girişimiz bir o kadar kolay oldu. Deyim yerindeyse elimizi kolumuzu sallayarak girdik ülkeye. Kimse bize nereye gittiğimizi bile sorma gereği duymadı. Pasaportumuza giriş damgası bastırmak için göçmen ofisini kendimiz sora sora bulduk. Camları kırık bu ofiste hiç bilgisayar bulunmuyordu. Ofiste çalışan, orta yaşlarını geçmiş Nepalli sevimli amcalar kağıt ve kalemle ülkeye girişimizi kayda geçtiler. Ülkeye girişimizi yaptıktan sonra sınırı oluşturan nehrin manzarasına bir kez daha bakmak için görevli askerden izin istediğimizde bize hiç zorluk çıkarmadığı gibi bizimle sohbet bile etti. Tabi anlamakta zorluk çektiğimiz Hint aksanlı İngilizcesiyle. Buradaki devlet memurları şeker gibi anlaşılan.

DSC_0047Buradan Katmandu'ya geçmek için dolmuş şeklinde çalışan jiplerden bir tanesine pazarlık sonunda bindik. Pazarlık sırasında araç sahibinin Hint tarzı kafa sallama hareketi artık Hindistan'a yaklaştığımızın habercisi gibiydi. Kimi zaman heyelan, kimi zaman ölü bir inek yüzünden kapanan, oldukça bozuk bir yolda Katmandu'ya doğru hareket ettik. Değişen şeylerden biri de trafiğin soldan akmasıydı ancak sürücüler bozuk yol yüzünden hem sağ şeriti hem de sol şeriti kullanmaktan çekinmiyorlardı. Otobüslerin içi tıklım tıklım olduğu gibi otobüsün üstünde de birçok insanın seyahat etmesi hiç alışık olmadığımız bir durumdu. Yolda verdiğimiz yemek molasında aracın içindeki herkes Nepal'in meşhur yemeği dal bat (pirinç mercimek) yerken yine bir farklılık sezdik. Herkes yemeğini eliyle yiyordu! Anlaşılan burada alışmamız gereken çok şey vardı. Bu şaşkınlığımız Katmanduya varmamızla bitmedi elbet. Sınır kasabası Kodari'de karşılaştığımız karmaşanın daha fazlası karşıladı bizi Nepal'in imkanlardan yoksun başkentinde. Yolları daha çok bir köy yolunu andıran bu koca kentte adres sitemi olmadığı için kalacağımız yeri sora sora bulmak zorunda kaldık. Bu bölge Chhatrapati olarak adlandırılıyor, şehrin turistik yerlerinden bir tanesi ancak burada bile sokaklar çöpten geçilmiyordu. Hijyen burada büyük problem. Belki de bu yüzden şehre geldiğimizin ikinci gününde mide rahatsızlığı geçirdim ve Katmandu kliniklerini görme fırsatına nail oldum. Benimle ilgilenen İskoç doktorun bir cümlesi aslında herşeyi açıklıyordu. "Hasta olmak için dünyanın en kötü yerindesin." Neyseki bir Türk restoranı sayesinde daha hijyenik yemekler bulabildik ve birkaç gün geçtikten sonra kendime gelebildim. Ama yine de ineklerin çöpten beslendiğini görünce ayran içmekten vazgeçtim.

DSC_0276Aslında Katmandu, Katmandu Vadisi olarak anılan bölgedeki üç şehirden biri. Şehrin tüm sokakları başlı başına gezilesi yerler ancak Nepallilerin yaşamlarına tanık olmak için Thamel sokaklarında dolaşmak ve şehrin kalbi, dünya miras listesindeki Durbar meydanında hayatın akışın izlemek yeterli. Bu bölgede dolaşırken yanımıza gelen her Nepallinin önce sohbet edip her sohbetin sonunda marihuana satmaya çalışması çok şaşırtmadı çünkü Bob Marley gibi ünlü isimlerin de zamanında uğrak yeri olmuş hippi mekanı Freak Sokağıda hemen bu meydanın yanında bulunuyor. Maymun tapınağı olarak bilinen ve her yerinde yüzlerce maymunun cirit attığı Swayambhunath tapınağı, Nepaldeki Tibetlilerin uğrak yeri olan Bouddha Stupa ve ölülerin yakıldığı ve bizim için Nepaldaki en ilginç ortam olan Pashupatinath tapınağı görülesi yerler. Burası Nepalli Hinduların ölmek için geldiği ve burada yatıp kalkarak ölmeyi bekledikleri bir tapınak. Hindu inanışına göre bir insanın burada ölmesi ve burada yakılması bu kişiyi doğum - ölüm çemberinden kurtulmasını, Nirvanaya ulaşarak ölümsüzleşmesini sağlıyor. Bu yüzden bu tapınakta ölmeyi bekleyen birçok yaşlı insanla karşılaştık. Hatta tapınağın yanında bu yüzden bir de huzur evi bulunuyor. Tapınak etrafında ise onlarca sadu bulunuyor. Sadular maddiyatı ve cinselliği bırakarak meditasyon yapan insanlara deniliyor. Yüzleri beyaz, sarı ve kırmızı boyalı, saçları ve sakalları uzun sadular meditasyon öncesinde çoğunlukla esrar alıyorlar. Tapınak binasının içine yalnızca Hinduların girmesine izin veriliyor. Merak edip tapınağın kapısından içeri baktığım sırada bana maymunun saldırması bu yüzden mi acaba? Tapınak etrafındaki çocuklar düzgün ingilizceleriyle bizimle sohbet edip Türkiye ile ilgili bir anı vermemizi istediler ancak 6 aydır yolda olduğumuz için onlara birkaç Türkçe kelime dışında bir şey veremedik.

DSC_0388Şehirdeki en büyük sorunlardan biri de gece saatlerindeki düzenli elektrik kesintisi. İnsanın yanında fener yoksa kesinti sırasında dışarda bulunmak pek mantıklı olmuyor çünkü sokaklar çok karanlık ve trafik akmaya devam ediyor. Otobüs ve metro gibi toplu taşıma araçları yok ancak rikşa adındaki üç tekerlikli bisikletler ve triportörler çok yaygın. Katmandu vadisindeki diğer şehirler ise Patan ve Bhaktapur. Daha yakın olan Patan şehrindeki Durbar meydanında ve Patan sokaklarında da bir gün geçirdik.

Bazı vizeleri Türkiye'den ayrılmadan önce almıştık bazılarını ise yolda alıyoruz. Bir sonraki durağımız Hindistan olduğu için yolumuz Hindistan konsolosluğuna düştü. Ancak vize başvurusu yapabilmem için eski pasaportumda bulunan Nepal vizemi yeni pasaportuma transfer etmem gerekti. Bu da Nepal'de göçmen ofisinin yolunu tutmam anlamına geldi. Bu garip devlet dairesindeki can sıkıcı bürokratik işlemlerin sonunda yaşadığım gecikme yüzünden Katmanduda kaldığımız süre boyunca toplamda 7 kere Hint konsolosluğuna gitmek zorunda kaldım. Vizemi alır almaz da Chitwan şehrine geçtik.


Fillerle Dans, Chitwan

DSC_0607Daha önce Nepal'de bulunan bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine geldik bu bölgeye. Burası Nepal'in dünya miras listesinde bulunan bir milli parkı. Parktaki yaban hayatını görmek için 2 gecemizi burada geçirdik. Rapti nehri kenarında yaptığımız yürüyüş sırasında sadece bir gergedana rastlayınca bu ormanda yaşayan hayvan olmadığını düşünmeye başlamıştık. Bir sonraki sabahın erken saatlerinde pusların içindeki ormanda fillerin üzerinde yaptığımız safari sırasında onlarca geyiğe rastladık ancak bu da bizi tatmin etmedi. Ta ki önümüzdeki file bir kaplan saldırana dek. Kükreme sonrasında safariden fazlasıyla tatmin olduk. Fil sürücüsü, çalıların arasında yakaladığı geyiği afiyetle yemekte olan kaplanı farketmemiş ve fili kaplanın üzerine sürmüştü. Kaplanda gereken cevabı verdi elbet. Neyse ki bir terslik yaşanmadı. Bölgede çok fazla fil var ve bir de fillerin eğitildiği merkez bulunuyor. Filler burada yük taşıma ve safari amaçlı kullanılıyor. Milli parktaki en güzel anlardan biri de bu sevimli fillerin ağaç taşıma sırasında Rapti nehrine girip banyo yapmalarıydı.

Nepalde geçirdiğimiz 15. günün sabahında yine zor bir otobüs yolculuğuyla Nepal - Hindistan sınırındaki Sunauli kasabasına geldik. Buradan bindiğimiz rikşa bizi sınır kapısına getirdi. Karşımızda duran "Hindistan'a Hoşgeldiniz" yazısı Nepal macerasının sona erdiğini söylüyordu bize. Bakalım Hindistanda bizi neler bekliyor...
ismail