Motosiklet Günlüğü, Laos
Cuma, 29 Nisan 2011 22:13
IMG_7766Çoktandır içimde bu duygu, bir virüs gibi girdi bedenime, çıkmak bilmiyor. Bir esrar gibi uyuşturuyor vücudumu ve beynimi, uyanmak istemiyorum. Rüzgarın uğultusunu kulaklarımda hissettikçe, gözlerime dolan kızıl topraklı yolların tozu yüzümde çamura döndükçe etkisi daha da artıyor. Toprağı kavuran sıcak hava yüzüme alev topu gibi çarpmasına rağmen, aldırmıyorum bu duygu yüzünden. Üzerinden geçtiğim çamurlu bir su birikintisi serinletiyor ancak asfaltın sıcaklığından yanan ayaklarımı. Yol kenarındaki yalın ayak çocukların selamlaması alıp götürüyor beni turist otobüslerine el salladığım yıllara. Durup onlarla beraber yol üstündeki bir nehirde yüzmenin hiç tatmadığım zevkini yaşatıyor bana. Hepsi bu duygu yüzünden. Che Guevara'yı yollara düşüren bu duygu, diyar diyar gezdiriyor beni de, duygudan duyguya götürüyor beni. Özgürlük bu duygunun adı!

IMG_7714Yine maceralı oldu Tayland'dan Laos'a geçişimiz. Bizi Laos sınırına getiren tren aslında bir trenden çok metroya benziyordu. Koltukları sert olan bu trende ilk defa yan oturarak gece yolculuğu yapıyorduk. Tüm koridorda boylu boyunca yatan insanlar her ülkede olduğu gibi burada da en alt sınıf vagonda bulunduğumuzun işaretiydi. Sabaha karşı sınıra varmak üzereydik ki insanların panik içinde kapılara yüklenmesi ve bağrışmalarıyla uyandık. Ne olduğunu anlamayan, koltuklarında oturmaya devam eden ve trendeki tek yabancı insanlar bizlerdik. Vagonun uç kısmında görünen alevle beraber içeriye dolmaya başlayan duman ve burnumuza gelen koku bize tek bir şeyi çağrıştırıyordu. Bir Taylandlı'nın bize "yangın, yangın" diyebilmesiyle artık bu çağrışımdan emindik. Trenimiz bir taraftan tüm hızıyla hareket ediyor ve bir taraftan da yanıyordu! Trenin kısa bir süre içinde küçük bir istasyonda durmasıyla insanlar kendilerini dışarı attılar. Hatta bazıları kapı yerine pencereleri kullanmayı tercih etti. Neyse ki yangın hemen söndürüldü ve istasyonda geçirdiğimiz kısa bir aradan sonra yine aynı trenle sınır kasabası Nong Khai'ye ulaştık.

IMG_8534Nong Khai, Mekong Nehri kıyısında kurulmuş bir sınır kasabası. Nehir ise Tayland ve Laos arasındaki sınırın bir bölümünü oluşturan bir çizgi konumunda. Her iki yakayı birbirine bağlayan dostluk köprüsünden geçtikten kısa bir süre sonrada ülkenin başkenti Vientiane'e ulaştık. Küçük bir kasaba görüntüsündeki bu şehirde hayat hiç bir başkente benzemedik bir şekilde sakin devam ediyor. Ülke Fransız'lardan 1949 yılında bağımsızlığını geri almış ve görünen o ki Fransızlar'dan geriye sadece baget ekmekleri kalmış. Ülke şu anda sosyalist cumhuriyet ile kommünist tek parti tarafından yönetiliyor bu yüzden Laos bayrağının bulunduğu her yerde bir de komünizm bayrağı bulunuyor. Hatta bu anlayış sebebiyle şehirdeki bütün işletmeler yasalar gereği gece yarısından önce faaliyetlerini durdurmak zorunda. Çünkü ertesi gün devam etmesi gereken bir hayat var. Şehrin sakin sokaklarını adımlarken "İstanbul Restaurant" yazılı bir tabela görmemiz bizim hemen içeri girmemiz için yeterli oldu. Restoran işletmecisi, İstanbul'dan 4 yıl önce buraya göç eden bir Türk aile. Restoranın lezzetli yemeklerinden yedikten sonra İdris abi çay bardağımızı hiç boş bırakmadı. İdris abi, Songül abla ve Cem orada bulunduğumuz sürede bizimle hem sohbetlerini hem de yardımlarını hiç eksik etmediler. Tekrar teşekkür ediyoruz onlara.

IMG_7801Laos Gezimizin formatında bir değişiklik yaparak ülkeyi motosiklet ile gezmeye karar verdik. Kiralık motosikletler arasında dolaşırken bir motosiklete diğerlerinin arasında hemen kanımız ısındı. Chopper tipindeki bu kırmızı Suzuki, Che Guevara'nın yolculuğunu anlatan "motosiklet günlüğü" filmindeki motosiklete ne de çok benziyordu! Bize Laos gezimizde eşlik edecek yeni yol arkadaşımız artık bu motosiklet olmuştu. Kendimize küçük bir çanta hazırlayıp büyük sırt çantalarımızı İstanbul Restoran'a bıraktık ve Laos'un kuzeyine doğru 10 gün sürecek bir yol macerasına başladık. Önce yol üzerindeki Buda parkına uğrayıp oradan Vang Vieng kasabasına doğru hareket ettik. Motosiklet ile yolculuk etmenin asıl keyfi daha sosyal şekilde yolculuk etmek ve keşfetmek. Yolumuz üzerinde nereye gittiğini bilmediğimiz ara yollara sapıp kimi zaman bir köye kimi zaman da güzel bir manzaraya ulaştık. Yolda gördüğümüz insanlarla durup iletişime geçmek de bu yolculuğu daha zevkli hale getirdi. Yol koşulları çok iyi olmadığı için ve ara yollara sapmamız sebebiyle 150 km lik yolu 7 saatte alarak akşama doğru Vang Vieng'e ulaştık.

IMG_7842Vang Vieng yanında bulunduğu Nam Song nehri ile meşhur bir yerleşim. Nehir üzerinde "tubing" olarak adlandırılan araba iç lastiği ile eğlenceli bir aktivite yapılıyor. İnsanlar nehrin bir noktasından şişirilmiş iç lastiğin içine oturarak bir kaç saat sakin akan nehirde hem ilerleyip hem de doğayı izliyor. Nehir boyunca sıralanmış bir çok bar mevcut, tubing yapanlar isterlerse bu barlardan atılan halatlara tutunup kendilerini bu barlara doğru çekebiliyorlar. Yine bu barlarda kurulan platformlar üzerindeki salıncaklarda sallanıp kendini nehrin kahverengi soğuk suyuna atmak da çok popüler. Bu mekanlar daha çok parti seven İngilizlerin akınına uğramış durumda. Bunun dışında kasabanın meşhur olduğu bir konu da mağaralar. Aslında bu mağaralardan Türkiye'de de fazlasıyla mevcut. Mesela Burdur'da bulunan İnsuyu mağarası gibi. Yalnız arada bir fark var, Laos'taki mağaralarda yüzme imkanı var. Biz de bu imkanı değerlendirdik ve Vang Vieng'in yarı karanlık mağaralarındaki buz gibi sulara bıraktık kendimizi.

IMG_8132Laos'ta bulunmak için belki de yıl içindeki en iyi hafta bu haftaydı. Çünkü Laos yeni yılı Songkran adlı bir festival ile kutlanıyor tüm ülkede. Festivalde genç yaşlı herkes birbirine su atarak eğleniyor. Vang Vieng'de bulunduğumuz son gün bazı insanlar kutlamalara erken başlamıştı. Bir hastane bahçesindeki sazlı sözlü ve ıslak kutlamalara yoldan çağrıldık. Biz de daveti geri çevirmedik ve hortumun altına geçip bi güzel ıslandıktan sonra teyzelerle uzun süre dans ettik. Tam kuruyacağız diyorduk ki bu defa yola barikat kurmuş çocukların su saldırısına uğradık. İlkokulda yazları okul bahçesinde yaptığım su savaşı geldi aklıma. Yol arkadaşımız Megumi ile beraber biz de çocuklarla çocuk olduk ve bir güzel su savaşı yaptık doyasıya. Ertesi gün ise ülkede festivalin en renkli şekilde kutlanacağı şehir Luang Prabang'a motosikletimizle hareket ettik.

IMG_8069Luang Prabang yolculuğu hem çok zor hem de çok eğlenceli geçti. Çünkü yol boyunca su tabancalarını ve kovalarını hazır etmiş bir çok insan yoldan geçen araçlara su fırlatıyordu. Biz de yolculuğun ilk dakikasında sırılsıklam hale geldik. Aslında sıcak havada gayet hoş oluyor ancak ıslak olduğumuz sırada üzerimize atılan un benzeri toz yapışınca hayaletli motosikletliler gibi gitmek durumunda kaldık. Sürekli suya maruz kalınca biz de bu saldırılara karşılık vermeye karar verdik ve yeterli su haznesi bulunan kendi su tabancamızı edindik. Ancak bu günlerde hiç bir şey bizi ıslanmaktan alıkoyamaz o yüzden sadece eğlenmeye baktık. Yol üstünde zaman zaman masalara davet edildik ve mutlu yıllar diyerek sırtımızdan aşağıya kova kova su döktüler. Yüzümüzü siyaha boyadıklarından da bahsetmemek olmaz. Islak, unlu ve boyalı bir şekilde yola devam ettik. Yol boyu kamyonet arkasında su fırlatan mobil ekiplerle savaşımız zaman zaman motorları durdurarak devam etti.

IMG_8111Yine yol üzerindeki toprak yollara saptığımız bir sırada bir mağaranın içerisinden müzik seslerini geldiğini farkettik. İçeriye bir göz attığımızda aslında buranın bir tapınak olduğunu anladık ve köylü kadınlar yeni yılı danslar eşliğinde kutluyorlardı. Köylüler beni kolumdan çekip ortalarına aldıklarında yapacak tek şey vardı! Silahımı yere bırakıp içimden geldiği gibi onlarla dans ettim. İkram ettikleri ılık içecek sanırım yerel bir alköldü ancak çok kuvvetliydi. Oradan ayrılırken çıkışta bizi bekleyen küçük Laos'luların su saldırısına uğradık tekrar. Ne ıslak bir gün ama! Bu ara yolda ilerlemeye devam ettik ve yolun sonunda küçük bir gölete ulaştık. Gölete ardı arkasına akrobatik şekilde atlayan çocuklar bizi de harekete geçirdi. Biz de çocuklarla beraber bu gölete atlayışlar yaptık. Bu çocukların hiçbirinin evinde bilgisayarı ve interneti hatta televizyonları bile yok belki de. Burada yüzerek ve oynayarak ne kadar eğlenceli vakit geçirdiklerine şahit olduk. Buradan ayrılıp direksiyonumuzu başka bir sesin geldiği yöne çevirdik. Burada da yeni yıl kutlaması vardı. Buradaki eğlencelere de katıldık ancak tam bu sırada bir terslik yaşandı. Motosikletimiz park halindeyken yumuşak zemin yüzünden bir aracın üzerine doğru devrilmişti. Otomobil sahibinin zararını karşılamak için yanımızda bulunan az miktarda paranın hepsini verdik. Ancak şimdi başka bir problemimiz vardı üzerimizde benzin dahi alacak paramız yoktu ve en yakın ATM 150 km uzaklıktaydı. Benzinimiz bizi nereye götürürse oraya kadar gitmeye karar verdik...

IMG_8466Luang Prabang yolu üzerindeki PhouKhon kasabasına geldiğimizde artık akşam olmuştu. Hedefte geceyi buradaki bir misafir evinde geçirmek vardı ancak üzerimizde para yoktu. Karnımız ise çoktan acıkmıştı. Aç ve evsiz kalmaya alışkındık ancak benzin deposu boş koca bir yol arkadaşımız vardı. Yola devam edip yol üzerinde bir köyde bir eve misafir olmaktan başka bir çare yoktu. Tam o esnada yanımıza gelen yardımsever bir Laos'lunun bizimle İngilizce konuşması her şeyi değiştirdi. Bizim için ne yapabileceğini sordu biz de ödünç benzin almamız konsunda yardım istedik. Tahtalardan yapma, kasabanın derme çatma tek benzincinin sahibi ile bizim için konuştu. Yoldan geçen iki yabancının benzin deposunu hiç para almadan dolduran ve üzerine bir şişede lazım olur diye ekstra benzin veren Laos'lulara nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik. Karanlık bastırmıştı ancak devam etmekten başka bir çaremiz yoktu. Yaklaşık 120 km lik virajlarla ve çukurla dolu bir yolumuz vardı. Üstelik motorumuz da tekliyordu bazen iterek çalıştırmak zorunda kalıyorduk. Neyse ki gece yarısına doğru sağ salim Luang Prabang'a varmıştık. Şehre vardığımızda üzerimiz hala ıslak, unlu, boyalı ve yağ içindeydik.

IMG_8122Ertesi gün festivalin ilk günüydü bu yüzden şehrin ana caddesinde boyunca insanlar yerlerini almışlardı. Elbette hepsinde su pompaları ve kovaları vardı. Bu cadde üzerinde yürüyüp önce ıslandıktan sonra biz de yerimizi aldık. Şehirdeki bütün sosyal kurumların geleneksel kıyafetlerini giyip yaptığı bir yürüyüştü bu. Keşişlerin ardından yerel danslar, dövüş sanatı gösterileri ve travestilerin de geçişleri sonrası tüm şehir çılgın bir su savaşına başladı. Bir kaç dakika içinde şehirde ıslanmayan kimse kalmadı. Herkes ıslanınca daha fazla ıslatmanın bir anlamı kalmıyor tabi bu defa devreye boya ve un girdi. Bizim de yüzümüz önce kırmızıya, sonra maviye döndü. En son da siyah renkte karar kıldık. Bir dükkana girdiğinizde sahibini ıslak biçimde ve boyalı dışardan koşarak gelmesi çok normal. Hatta akşama doğru trafiği düzenlemeye çalışan polis memurlarını bile ıslak ve yüzlerinde un ve boya görmem festivalin nasıl kutlandığını anlatmaya yetti. Ancak polis memurları bu hallerinden memnun oldukları bıyık altı gülümsemelerinden belliydi. Su savaşının ertesi gün devam edip etmeyeceğinden emin değildik. Otelden adımızı atar atmaz bir kamyonetten üzerimize bir kova su gelmesi ve arkadan mutlu yıllar diye bağırmaları bu şüphemizi ortadan kaldırdı ve savaş ikinci günde aynı hızla devam etti. Bütün insanlar işini gücünü bırakıp kimi kamyonetlere binip kimi evinin önünde bekleyerek su savaşı yapıyordu. Şehirde her yer su ve herkes ıslaktı. Bir ara biz de bir kamyonete atlayıp şehir turu yaparak mobil bir biçimde su ve boya savaşına devam ettik. İnsanlar barikatlar kurup boyalı su dolu kovaların bu araçların üzerine boşaltmaktan çekinmiyordu. En çok eğlenenler çocuklardı her zamanki gibi ancak eğlenmeden muaf kalmak zorunda kalan küçük keşişlerin tapınağın duvarından sarkıp iç geçirerek insanları izlemesi de gözümüze takıldı. Bu çocuklar duvarın yanlış tarafında durmuyorlar mı?

IMG_8324Luang Prabang şehri dünya miras listesindeki bir şehir. Bir çok tarihi tapınağı ve doğa güzelliğini barındırıyor. İlk gün su savaşı yapıldığı için şehiri gezmeye fırsat bulamadık. İkinci gün ıslak bir biçimde bir kaç tapınağı gezebildik ve üçüncü gün şehrin biraz dışındaki Kuang Si şelalesine gittik. Laos'ta hoşuma giden olaylardan bir tanesi herhangi bir göl, nehir ya da şelaleye herkesin girip yüzebilmesi. Buradaki şelalede oluşan travertenlerde insanlar yüzebiliyorlar. İlk defa bir şelalenin altına geçip sonra havuzunda yüzdüm ve bundan da çok keyif aldım. Bu şehirdeki en ilginç anlardan biri de "morning alms" olarak bilinen gün doğumunda keşişlerin halktan yiyecek yardımı alması. Şehirdeki binlerce keşiş uzun bir sıra halinde dizilip halkın sunduğu yiyeceklerden birer parça alarak günlük yiyeceklerini çıkartıyorlar. Bu esnada hiç bir konuşma ve sesolmaması ise bu işin ciddiyetini ve saygınlığını anlatıyor. Luang Prabang'da geçirdiğimiz 4 gece sonrası artık geri dönüş yolculuğumuz başladı. Dağları aşıp tekrar Phoukhon kasabasına geldiğimizde hem ödünç aldığımız benzinin ödemesini yaptık hem de bir gece geçirdik kasabada. Ertesi gün VangVieng üzerinden tekrar Vientiane'e ulaştık.

IMG_8088Laos'a gelmeden önce bu kadar eğlenceli bir seyahat olacağını ikimiz de beklemiyorduk. Bunda yol arkadaşımızın da etkisi büyüktü elbet. Motosikletle seyahat bizi kendimizi "motosiklet günlüğü" filminde gibi hissettirdi. Hatta bazı sahneleri birebir yaşadık! Bunun dışında Laos insanı kadar mutlu olmayı bilen bir millet daha görmedik henüz gezimiz sırasında. Yol boyu bizi gören bütün yüzler gülümsedi, ağızlarından sabaidee (merhaba) sözcüğü hiç eksik olmadı. Yol kenarındaki bütün çocuklar oyunlarını bırakıp bizi selamladılar. Hepsinin yaşamı çok basit aslında. Muz bahçelerinin ve pirinç tarlalarının arasında derme çatma bambudan yapma içerisinde elektriği ve suyu bulunmayan evlerde yaşıyor insanların çoğu. Su ihtiyaçlarını nehirlerden sağlıyorlar, yine buralarda yıkanıp çamaşır yıkıyorlar. Temel gıdaları yetiştirdikleri pirinçten hazırlanan yapışkan pilav ve doğal otlar ve hatta sürüngenler. Minimalist yaşamayı tercih ediyorlar ve daha fazlasını hiç istemiyorlar. Bu yüzden hepsinin yüzü gülüyor. Festival sırasında hiç bir tartışma yaşanmadı, hepsi eğlenmeyi bildi. Sonuç olarak Laos seyahati bizi çok etkiledi tıpkı Ernesto Che Guevara'nın dediği gibi. Dünyanın seni değiştirmesine izin ver ki sen de dünyayı değiştirebilesin.

Not: Kameralarımızın çalınmasıyla harekete geçen ve bize büyük bir jest yapan herkese çok teşekkür ediyoruz. Bizi dünyanın bir ucunda duygulandırdınız.

ismail

Baska Turlu Bir Sey Laos'da