Uzun Uzun Yollar, Ekvador
Pazar, 07 Ağustos 2011 05:43
DSC_0667Artık son günlere doğru yaklaşıyoruz, gezimiz bu yüzden fazlasıyla tempo kazandı. Güney Amerika'nın genelinde demiryolları pek bulunmuyor dolayısıyla bu temponun diğer adı da uzun otobüs yolculukları anlamına geliyor. Önceleri 5-6 saatlik eve yapılan otobüs yolculuklarını uzun bulan ben şimdilerde 20-30 saatlik otobüs yolculuklarını pek kayda değer bulmuyorum. Bu uzun yolculuklardan biri bizi Peru'nun başkenti Lima'dan Ekvador'un sahil şehri Guayaquil'e getirdi. Guayaquil'de verdiğimiz bir kaç saatlik aranın ardından Quito'ya yola çıktık. Toplam 35 saatlik yolculuk sonunda, haftanın hangi günü olduğunu unuttuğumuz bir başka sabahın erken saatlerinde dünyanının en yüksek 2. başkenti Quito'ya ulaştık...

DSC_0655Ekvator çizgisine yaklaşık olarak 25 kilometre mesafede bulunan Quito, ismini de bu özelliği dolayısıyla almış. Yerel dilde Dünyanın Merkezi anlamına geliyor Quito. Geçmişte uzun bir süre İspanyol sömürgesi olan Ekvador'da bu etkiyi rahatça görmek mümkün. Eski şehir olarak bilinen bölgede çok sayıda göz alıcı kilise ve katedral de İspanyollardan kalma. Şehrin en özenli yapılarından biri olan La Basilica'nın bodrumunda karşılaştığımız dolap şeklinde mezarlıklar, ya da diğer adıyla katatomblar da bir nevi miras aslında. Anlaşılan İspanyollar Güney Amerika'ya sadece madenler için gelmemişler, gelmişken dinlerini ve dillerini de kıtanın geneline yaymışlar. Ekvador'daki nüfusun önemli bir kısmını oluşturan siyahi kesimin de İspanyolların madenlerde çalıştırmak üzere getirdiği Afrikalılardan kaynaklandığını da belirtelim. Ülkenin para birimininse neden Amerikan doları olduğunu ise henüz çözemedim.
 
DSC_0694Quito'da fazla vakit harcamadan kuzeye doğru yolumuza devam ettik. Tabi öncesinde tekrar aşı olmamız gerekti. Rotamız üzerinde bulunan Venezuela-Brezilya sınır geçişinde sarı humma aşısı olduğumuza dair sertifika gerekiyor. Aslında dünya turuna başlamadan önce bu aşıyı da olup sertifikayı İstanbul'dan almıştık ancak Mumbai'de pasaportlarımız ve diğer eşyalarımızın yanında bu kartlar da çalınınca aşıyı tekrar olup sertifikayı tekrar almak zorunda kaldık. Pek çok Ekvador'lu anne ve bebeklerinin meraklı bakışları arasında iki koca adam aşımızı olduk. Sonrasında da çantalarımızı yine sırtlanıp Quito'nun bir kaç saat kuzeyindeki Otavalo'ya doğru yola çıktık.


DSC_0738
 Otavalo yüksek dağlarla çevrili küçük bir şehir. Otavalo'ya akşam saatlerinde ulaştığımız için geceyi şehirde geçirdik.  Ertesi sabah, bir önceki gece yemek yediğimiz meydan bu defa satıcılarla doluydu. Bu şehir özel yapan da şehrin yerel sakinlerinin genelde el becerilerini kullanarak hazırladıkları ürünleri sattıkları işte bu pazar. Sarı kolyeleriyle ve siyah başlıklarıyla yerini alan teyzelere aldanıp uygun bir şeyler alabileceğimizi düşünmüştük ancak bir süre sonra farkettik ki fiyatlar oldukça pahalı. Anlaşılan pazarın ünü çoktan sınırları aşmış. Yine de gelmişken bir iki ufak şey alıp çok oyalanmadan Kolombiya sınırına doğru yola koyulduk. Akşamüstü vardığımız sınırda yine bir köprüyü geçip Kolombiya'ya ayak bastık. Günler azalıyor, görecek çok yer var, uzun otobüs yolculukları bekliyor yine bizi...

DSC_0238Bu arada Puerto Madryn, Minsk, Tokyo derken bir doğumgününü daha tozlu yollarda kutladık. Biz küçük pastamızı Otavalo çarşısının ortasında yerken teyzeler şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Karnı aç gözü tok insan, kedilerin korkulu rüyası, çok sevgili yol arkadaşım, kadim dostum, nice mutlu yıllara, yeni ülkelere, yeni kıtalara...
 
Özcan